Muharrem Erkek: "Çok baro, yok baro demektir!"

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Muharrem Erkek: "Çok baro, yok baro demektir!"
CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, Çorlu Tren Katliamı'nın ikinci yıl dönümü ve Gelibolu Tarihi Yarımadasındaki yangına değinerek başladığı basın toplantısında, Meclis Genel Kuruluna sevk edilen çoklu baro teklifine dair açıklamalarda bulundu.

Muharrem Erkek'in açıklamaları şu şekilde:

"GERÇEK SORUMLULAR, SARAY İKTİDARI TARAFINDAN KORUNUYOR"

Değerli basın mensupları, bugün 8 Temmuz Çorlu tren katliamının 2. yılı. 2 yıl önce 8 Temmuz’da ağır ihmaller sonucunda bir tren kazası gerçekleşti. Aslında kaza değil cinayet olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Çocukların da olduğu 25 kişi yaşamını yitirdi. Bugün anneler, babalar, yakınlarını kaybedenler adalet arıyor. Gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılmasını istiyor. Ama gerçek sorumlular Saray iktidarı tarafından korunuyor. Çorlu tren katliamı niçin gerçekleşti? Yol bekçileri görev yapmadığı için, yol bekçileri istihdam edilmediği için. Çerkezköy-Uzunköprü hattında gerçekleşen kazada bir tane yol bekçisi vardı. Kurum iç yazışmalarında da ortaya çıktı gerçekler. 67 yol bekçisinin istihdam edilmesi gereken birinci bölgede toplam 4 yol bekçisi istihdam ediliyormuş. Yol bekçilerini istihdam edecek olanlar kimler? Ülkeyi yönetenler ve maalesef o hattın, o yolun bakımından sorumlu olanlar, gerçek sorumlular iktidar tarafından yüksek mevkilere taşındılar ve bugün ailelerin acısı çok daha büyük. Çünkü adalet arıyorlar.

"YANGINDA MAHSULÜNÜ YİTİREN KÖYLÜMÜZÜN ZARARI KARŞILANMALIDIR" 

Değerli basın mensupları, önceki gün Gelibolu tarihi yarımadamızda Gelibolu ve Eceabat ilçelerimizi çok ciddi etkileyen talihsiz bir yangınla karşılaştık. Yangın sebebiyle birçok köy son derece zarar gördü. Ilgardere, Yalova ve Kumköy, özellikle Kumköy’de zarar çok büyük. Yangın söndürüldü, soğutma çalışmaları tamamlandı. Tek tesellimiz bir can kaybı olmaması. Ama birçok canlı da yaşamını yitirdi. Ağaçlar gibi, ormandaki canlılar gibi. Bu arada çiftçimiz, köylümüz binlerce dönüm mahsulünü kaybetti, buğdayını, zeytinini, meyve ağaçları. Çanakkale Milletvekilimiz Sayın Özgür Ceylan’la birlikte bir kanun teklifi verdik. Dedik ki, mahsulünü yitiren köylümüz, çiftçimiz, üreticimiz mahsulü tarım sigortası kapsamında olsun olmasın zararı karşılanmalıdır. Zaten çiftçimiz çok borçlu. Krediyle borçlanan çiftçimizin zorunlu tarım sigortası var. Bugün mahsulün yüzde 10’u sigortalı, yüzde 90’ı sigorta kapsamında değil. Biz köylümüzün, çiftçimizin, üreticimizin yanında olmalıyız. Bu süreci de yakından takip edeceğiz. Çanakkale’mize, milletimize, hepimize çok geçmiş olsun.

"BU UCUBE TEKLİF, SAVUNMAYI ALÇALTIR"

Değerli basın mensupları, barolarla ilgili kanun teklifini bugün getirdiler. Sıra numarası aldı TBMM’de. Adalet komisyonunda da uzun uzun tartıştık tarihe not düştük. Yine söylüyoruz, bu teklif, bu ucube teklif savunmayı alçaltır. Bağımsız ve tarafsız yargı istiyorsanız bağımsız ve tarafsız bir savunma olmak zorundadır. Eğer gerçekten siz baroları savunmayı yargının kurucu unsuru olarak kabul ediyorsanız ki kanuna göre öyledir, bu teklifi derhal geri çekmelisiniz. Cumhur İttifakı’na, Türkiye’yi yönetenlere sesleniyoruz: “Bu teklifi geri çekin”. Çünkü bu teklif tarihe ihanettir, adalete ihanettir, bu memlekete ihanettir. Baroları bölmeyin, savunmayı ayrıştırmayın, parçalamayın. Bunu yüksek sesle söylemeye devam edeceğiz ve baroların yanında olacağız bu mücadelede. Barolar Birliği Başkanlığı ve 80 baro açıklama yapmasına rağmen “baroları bölmeyin bu teklifi geri çekin diye” bu teklifi dayattılar. Adalet Komisyonunda adalet tecelli etmedi. Adalet Komisyonunda adaletsizliği büyüttüler. Çünkü amaçları başka, amaçları yandaş barolar oluşturmak. Baroları zayıflatırsanız, baroları bölerseniz bundan vatandaş zarar görür. Çünkü vatandaşlar haklarını ararken ilk önce savunmaya barolara giderler. Barolar hak arama özgürlüğünün ilk basamağıdır, ilk kapısıdır. Barolarda kadın hakları, çocuk hakları, doğa hakları merkezleri vardır. Barolar vatandaşları, kişileri iktidarlara karşı da korurlar. Çünkü insan hakkı ihlallerini iktidarlar yapar. Onun için barolardan rahatsızlar. Barolar hukukun üstünlüğü ve insan hakları mücadelesi verdiği için, iktidarda kim olursa olsun bu mücadeleyi tarih boyunca veren barolar bugünde, yarında vermeye devam edecekler. 

"UTANÇ VERİCİ BİR TABLOYLA KARŞI KARŞIYAYIZ"

Baro Başkanları Adalet Komisyonları görüşmeleri sırasında meclis Çankaya kapısının girişinde bekletildi. Türkiye’de 80 Baro Başkanımız var. Dün Meclis Başkanlığı seçimi sebebiyle Meclis Başkanımızın memleketi olan Tekirdağ’dan gelen çok sayıda misafiri ağırlayan meclisimiz 50 tane Baro Başkanını ağırlayamadı maalesef. Etrafı barikatla çevrili Baro Başkanları fiili bir gözaltında gibi Çankaya giriş kapısında bekletildiler üç gün, dört gün boyunca gece gündüz. Baro Başkanları bankın üzerinde duvarın dibinde uyudular. Meclisi güçlendireceğiz diyenler, bu sistemi savunanlar referandum sürecinde 24 Haziran seçimlerinden önce meclis artık daha güçlü olacak diyenler herhalde meclisi güçlendirmekten meclisteki bariyerleri ve barikatları anlıyorlar. Çünkü mecliste her geçen gün bariyerler ve barikatlar artıyor. Utanç verici. Gerçekten utanç verici bir tabloyla karşı karşıyayız. 

"ÇOK BARO, YOK BARO DEMEKTİR"

Değerli basın mensupları, çok baro yok baro demektir. Barolar artık vatandaşlar için mücadele edemez. Bugün çoklu baroyu savunanlar, yarın çok hukukluluğu savunurlarsa şaşırmayın. Biliyorsunuz Lozan’da masada bu memleketi işgal edenler, emperyalistler çok hukukluluğu dayatıyorlardı. Ama o gün o masada oturanlar Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil edenler bunu reddettiler. Biz çağdaş bir hukuk sistemine geçiyoruz. Evet, emperyalist güçler bu memleketi işgal edenler çok hukukluluğu ve çoklu baroyu savunuyorlardı. Yakın tarihte de 2010 referandumundan sonra yargıyı ele geçirenler ki kim olduklarını hepimiz çok iyi biliyoruz, bir FETÖ projesi olarak 2012, 2013’te bu çoklu baroyu getirmişlerdi. Şimdi Gazi Mecliste Cumhur İttifakı bunu hayata geçirmek için canla başla çalışıyor yangından mal kaçırır gibi. Baro Başkanlarını dahi dinlemediler Adalet Komisyonunda. Diyorlar ki, biz davet ettik gelmediler. Hayır, davet etmediniz biz onların yanındaydık. “Üç Baro Başkanı gelsin beşer dakika konuşsun.” Lütufta bulunuyorlar. TBMM Çankaya kapısında bekleyen 50 tane Baro Başkanını misafir edip ağırlayamıyor mu? Siz taraflardan birini dinlemeden adaletin tecelli edeceğini mi savunuyorsunuz? Böyle mi adaleti tecelli ettireceksiniz? Baro Başkanlarının yürüyüşünden korkanlar Baro Başkanlarının Meclis’e gelmesinden de herhalde korktular. Bakalım Genel Kurula kabul edecekler mi? Bakalım Baro Başkanları Genel Kuruldaki tartışmaları izleyici bölümünde takip edebilecek mi? 

"BAROLAR BÖLÜNEMEZ"

Değerli basın mensupları, biz avukatlar baroları savunurken bu mücadeleyi kendimiz için değil, vatandaşlarımız için yapıyoruz. Çünkü vatandaşlar mahkemelerde kendilerini savunurken kamu gücünden çekinmeden hareket edecek bağımsız güçlü avukatlar isterler. Bağımsız güçlü avukat da ancak bağımsız güçlü bir baroyla mümkündür. Şimdi baroları bölerek avukatları zayıflatacaklar. Barolar kamu hukuku tüzel kişisidir, bölünemez. Bir ilde bir baro olur ve bir Baro Başkanı olur. İl protokolünde de yeri vardır. Bir ilde iki vali olmaz, bir ilde iki defterdar olmaz, bir ilde iki nüfus müdürü olmaz. Kamu hukuku tüzel kişiliğini temsil edenleri bölemezsiniz, ayrıştıramazsınız. Ama Türkiye’ye en büyük kötülüğü nerede yapıyorlar bu teklifte? İşte İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de büyükşehirlerde yarın Antalya’da, Bursa’da birçok yerde göreceksiniz etnik temelde, mezhepsel temelde, siyasi görüş temelinde bir araya gelen avukatlar barolar kuracaklar. O yüzden çoklu baro yok baro diyoruz. Bugün hangi siyasi görüşten, hangi inançtan, hangi yaşam tarzından, hangi mezhepten olursa olsun tüm avukatlar bir baro çatısı altında görev icra ederler. Mesleki etiğe uyarak, mesleki dayanışma içerisinde ve hukukun üstünlüğünü temel alarak. Çünkü hukukun üstünlüğü ve insan hakları temel ilkedir hangi görüşten olursanız olun. Bunu yok edecekler. 

Onun için diyoruz ki, geç olmadan ve yarın kandırıldık yine dememek için bu teklifi Meclis’ten geri çekin ve barolarla oturun birlikte çalışın. Barolarla birlikte, savunmayla birlikte savunma mesleğini tartışın, avukatlık kanununu hazırlayın. 

Teşekkür ediyorum değerli basın mensupları. Soru varsa alabilirim."

SORU-CEVAP

Soru: "Dün Genel Başkan grupta Adalet Bakanına yönelik eleştirilerde bulundu. Adalet Bakanı da sosyal medya hesabı üzerinden buna cevap verdi. Ana Muhalefet Partisi Lideri ya bir kanunun nasıl çıkacağını bilmiyor ya da meclisin milletten aldığı kanun yapma yetkisinden rahatsız ibarelerini kullandı. Adalet Bakanının bu sözleri için sizin değerlendirmeniz nasıl olacak?"

"BUGÜN ÜLKEMİZDE VATANDAŞLAR ARTIK ADALETE GÜVENMİYOR"

Muharrem Erkek: "Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap vermeye çalışan Adalet Bakanı görülüyor ki baltayı gerçekten taşa vurmuş. Baro Başkanları Ankara’ya yürüyüş başlattığında Adalet Bakanı ne demişti hatırlayalım. Aynen şunu söylemişti, “Ortada henüz bizim bile vakıf olduğumuz bir teklif yok. Siz neden yürüyorsunuz, bu tepki niye?” Düşünebiliyor musunuz ne güzel bir memleketimiz var. Darbeyi eniştesinden öğrenen bir Genel Başkanları var. İşte darbeyi eniştesinden öğrenen bir Genel Başkanın bu teklifi de basından öğrenen, atanmış bir Adalet Bakanı. Genel Başkanımız her grup toplantısında vesayetten kurtulun diyor, özgür olun diyor.  

Şimdi bende buradan seslenmek istiyorum. Barolar Birliği Başkanı Sayın Feyzioğlu, Adalet Bakanı Sayın Gül, çıkın açık ve net bir şekilde çoklu baroya karşı mısınız, değil misiniz bunu söyleyin. Polemiğe gerek yok. Çıkın mertçe meslektaşlarımız olarak çıkın ben bu teklifi savunuyorum ya da bu teklifin karşısındayım. Çoklu baroyu destekliyor musunuz, desteklemiyor musunuz? Ama Sayın Adalet Bakanına sormadılar bile ki. Çünkü sarayda paralel yapılar var. Bakanlara sormuyorlar bile. Bu sistemde atanmış bakanların hiçbir değeri yok ki. Sarayda bir kadro hazırlıyor, emrediyor bu çıkacak. Asıl sorunumuz bu. Niye güçlü milletvekili, güçlü meclis diyoruz, güçlü demokrasi diyoruz? Bir memlekette Meclisin gücüne inanmıyorsa vatandaşlar o memlekette demokrasi olduğuna da inanmazlar. Ayrıca bir şey söyleyeyim, Montesquieu’nun bir sözünü paylaşmak istiyorum. “Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya vardığında o rejim mahkûm olmuştur.” Evet, bugün ülkemizde maalesef vatandaşlar artık adalete inanmıyor, güvenmiyor. Böyle bir rejimin Adalet Bakanı. Bir avukat olarak savunma mesleğinin yargının kurucu unsuru olan savunmanın yanında durmasını bekliyoruz. İtiraz etmesini bekliyoruz tabi cesareti varsa."
 

Anahtar Kelimeler:
Bayramiç'te dere yatağı temizliğiÖnceki Haber

Bayramiç'te dere yatağı temizliği

Başkan Makas'tan Gaziantep-Çanakkale uçak seferlerine destekSonraki Haber

Başkan Makas'tan Gaziantep-Çanakkale uça...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!