Çanakkale Baro Başkanı Dikme: “Avukatı yok saymak, adaleti yok saymaktır!”

GÜNDEM 06.04.2026 - 16:20, Güncelleme: 06.04.2026 - 16:20
 

Çanakkale Baro Başkanı Dikme: “Avukatı yok saymak, adaleti yok saymaktır!”

5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Çanakkale Baro Başkanı Av. Ardahan Dikme, “Avukatı yok saymak, adaleti yok saymaktır. Avukatı yok saymak bağımsız yargıyı ve hukuk düzenini yok saymaktır. Avukatı yok saymak vatandaşın hakkını yok saymaktır” şeklinde konuştu.

Çanakkale Barosu tarafından 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk sunma töreni düzenlendi. Burada açıklamalarda bulunan Baro Başkanı Ardahan Dikme, avukatlık mesleğinin, insanlık tarihi kadar eski olduğuna dikkat çekerek, “İnsanoğlu var oldukça, dünya durdukça avukatlık mesleği ve avukatlar var olmaya devam edecektir” dedi. Dikme, avukatları yok saymanın oluşturacağı olumsuz durumların altını çizip, “Avukatı yok saymak, adaleti yok saymaktır. Avukatı yok saymak bağımsız yargıyı ve hukuk düzenini yok saymaktır. Avukatı yok saymak vatandaşın hakkını yok saymaktır” diye konuştu. Dikme açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Adliyeler, karakollar, duruşma salonları, avukat büroları her neresi olursa olsun, adalet arayışında olan insanlara avukatların yol gösterdiği her yer avukatların evidir.  Avukatlar yargı sistemindeki usulü eksiklikleri tamamlamak için görevi ifa edenler değildir. Adliyede SEGBİS duruşması için avukatlar odasında gördüğün ilk kişiden ricacı olunacak ya da ertesi günkü dosyada görev ataması yapılıp ‘şu duruşmaya giriver’ denilerek yargının konu mankeni yapılacak kişiler değildir avukatlar.  Avukatlar yapılan hukuki ve usuli işlemler insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğüne uygun olsun diye mücadele edenler, görevini ifa edenlerdir. Avukatlar aynı hukuk fakültesinden mezun oldukları hakim arkadaşları kürsünün öbür tarafında oturduklarında ajandanın ilgili sayfasında aynı gün aynı saate 10 tane duruşma yazılıp 5 saat beklemek zorunda bırakılmalarına rağmen görev ve sorumluluklarını en etkin biçimde yürütenlerdir.  Vahşi madencilik faaliyetlerine karşı Kazdağlarında doğayı ve yaşamı savunmaktır. Gelecek nesilleri düşünerek çam ağaçlarını zeytin ağaçlarını savunmaktır.  Türkiye’de avukatlık Çanakkale’nin tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı zarar görmesin diye dava açan çevre derneklerinin Çanakkale halkının dava dosyasının keşfinde; jandarmaya alın bunu buradan diye talimat verenlerle mücadele ederken, Balıkesir’de, İzmir’de, Bursa’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ve Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarına rağmen Şerafettin Can Atalay’ı Silivri zindanlarına atanlara inat onun mesleki onur savaşını ve yaşamını belgesel yapıp karış karış Anadolu’yu gezen Av Kemal Aytaç olmaktır.  Çoklu Baro sistemi gelip Baroları bölmesin diye Ankara’da günlerce eylem yapmaktır. Direnmektir savunmayı bölmesinler diye.  İstanbul Barosuna açılan davaname ve ceza davası üzerinden diğer Barolara göz dağı vermeye çalışılırken İstanbul Barosu nezdinde bütün avukatların haklarını ve savunma mesleğinin onurunu savunmaktır.  Türkiye’de avukatlık hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun, Baroyu ve meslek örgütünü her zaman çatı örgütü olarak görüp kendini önce avukat kimliğiyle, hukukçu kimliğiyle tanımlamaktır.  Türkiye’de avukatlık 5 sene duruşmaya girdikten sonra konu vekalet ücretine geldiğinde Avukatlık Kanunu madde 164/5’e rağmen siz zaten karşı taraftan almıyor musunuz denilerek müvekkili tarafından hakkının yenilmesidir.  Türkiye’de avukatlık ekonomik sıkıntıları en derinden hissettiği halde, ofis kirası sigorta pirimi ve vergileri ödeyemeyecek hale gelmiş olmasına rağmen bunu ailesine ve topluma yansıtmadan hak savunuculuğu yapmaktır.  Türkiye’de avukatlık; sorunları olan insanların dertlerini yük edinip uykuların kaçarken, yemek yiyemezken, kesin süreleri düşünürken kendi sorunlarına çare arayıp bulamamaktır. Daha üç ay önce meslektaşımız Av Zekeriya Polat görevi başında katledildi. 17 Nisan’da duruşmasına katılacağız. Her gün tehdit edilen, saldırıya uğrayan ve şiddetin mağduru olan avukatların bu kadar kolay hedef hale gelmesini katledilmesini oturup sorgulamanın vakti gelmedi mi?  Avukatlık mesleğinin geleceği için yargı reformu strateji belgeleri düzenleyip mesleğimize güzellemeler yaparak, dilek ve temenni albümleri çıkararak değil; avukatların ortak sorunlarına kesin, kalıcı ve somut çözümler bularak ilerlemeliyiz.  Türkiye’de avukatlık savunma görevini ifa ettiği için iddianamalerde örgüt şemasına yazılmaktır. SEGBİS ile tutuklu olduğu Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Silivri Cezaevi kampüsüne bağlanarak savunma yapmaktır. Meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan sırf avukatlık yaptığı için aylardır cezaevinde. Her zaman her yerde yüksek sesle söylüyoruz. Avukatlık faaliyeti suç değildir.  Türkiye’de avukatlık maddi durumu kötü olan insanlara hiçbir beklenti olmadan yol göstermektir. İyilik yapmaktır. Asgari tarifeden ücret alıp, azami oranda savunma yapmaktır.  Vicdanlı olmaktır. Ahlaklı olmaktır. Adaletli olmaktır.  Türkiye’de avukatlık 15 yıl önce aldığı CMK ücreti üzerinden makbuz kesip 15 yıl davayı takip edip hiç yol ücreti almamak, süreyi kaçırdığı zaman da Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaktır.  Eğer bu ülkede adalet arayışında yol almak istiyorsanız önce avukatların ekonomik ve sosyal sorunlarını çözmek zorundasınız.  CMK ücretleri asgari ücret tarifesine eşitleneceği güne kadar bıkmadan usanmadan sesini çıkarmak itiraz etmektir.   Türkiye’de avukatlık kadın cinayeti davasına gözlemci olarak gireceği için kendi davasına mazeret göndermek, müvekkiliyle görüşmeyi ertelemektir. Geçim derdini ikinci plana atmaktır.  Türkiye’de avukatlık hepimiz hukuk fakültesi mezunuyuz diyenlerin kürsünün öbür tarafına geçtiklerinde ‘ben avukatla görüşmüyorum’ diyerek kapılara şifre koymasıdır. Gizlilik kararı olmayan dosyalara erişim hakkının kısıtlanması için kolluğa talimat verenlerin duruşmada cep telefonuna ve bilgisayar ekranına bakıp sanığın, katılanın, avukatın yüzüne bakmamasıdır.  Son günlerde kolluk görevlilerinin meslektaşlarımıza yönelik olarak özellikle karakollarda dosyaya erişim hakkı, müvekkil görüşmesi gibi konularda sıkıntı yarattıklarına dair sözlü olarak ciddi manada şikayetler gelmektedir. Biz avukatlar yargının kurucu unsuruyuz. Avukatsız savunma olmaz, hukuk devleti olmaz. Herkesin bunu bilmesini isteriz.  Türkiye’de avukatlık Filistin’de Gazze’de, İran’da dünyanın her neresinde olursa olsun bir masumun canı yandığında onun acısını en derinden yüreğinde hissetmektir. Okulları bombalayıp özgürlük getiriyoruz diyenlere inanmamaktır. Anne yaptığın yemek cennet gibi diyen İran’lı Mikail için gözyaşı dökmektir.  Avukatlık barışın ve adaletin demokratik yollar dışında hiçbir müdahaleyle tesis edilemeyeceğine dair her hukukun her üstünlüğü söyleminde yükselen bir ses olmaktır. Darbeye ve darbecilere karşı olmaktır. Yargıyı araçsallaştırmaya çalışanlara da ses çıkarmaktır.  Yargının yürütmeden talimat almayacağına dair var oluşsal inancın sesi olmaktır. Her koşulda ve her şartta bağımsız yargıyı savunmaktır.  Dünyaya insanlık dersi veren, medeniyetlerin beşiğiyiz diyenlerin kendi canları yanmadığında hiç oralı olmadıkları yanlı adalet anlayışında; hak savunuculuğunun verdiği o adalet duygusuyla haksızlık kimden ve nereden gelirse din, dil, ırk, renk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin adaletin peşinden gitmektir.  Avukatlar güçlü güçsüz zengin fakir kim olduğuna bakmaksızın nerede bir hak ihlali ve hukuksuzluk varsa ona sesini yükseltenlerdir.  Herkesin şunu iyi bilmesini isterim ki bizler avukatlar olarak adalet mücadelelerinin en onurlu, en şerefli savaşçıları olduk ve olmaya da devam edeceğiz.  Yerel yönetimlerde, toplumsal hayatta sivil toplum örgütlerinde her yerde vatandaşın umuduyuz, yol göstereniz.  Issız gecede sessizce göz yaşı dökenlerin gözyaşını dindirenleriz. Cezaevinde özgürlük bekleyenlerin umuduyuz. Haksızlığa, adaletsizliğe karşı direnenleriz.  Bugün, yaşanan bütün zorluklara, karşı karşıya kaldığımız tehdit, şiddet ve engellere rağmen vatandaşın hak arama özgürlüğünün sesi olmaktan asla vazgeçmeyen avukatların günü…  Var olduğumuz sürece yurttaşın sesi, vatandaşın nefesi olmaya devam edeceğiz.  "Adalet, kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner." "Devletin hazinesi adalettir." Bizler Çanakkale Barosu avukatları olarak cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, onun ilke ve devrimlerine yürekten bağlıyız. Bizler Atatürk ilke ve devrimlerinin açtığı aydınlanma çağında toplumu ve insanlığı aydınlatan yol gösterenleriz.  Bu vesileyle adaletin yılmaz savunucusu meslektaşlarımın, adalet arayışının isimsiz kahramanlarının 5 Nisan Avukatlar Gününü kutluyor, daha adil ve aydınlık günlere hep birlikte ışık tutmak dileğiyle, hepinize saygılarımı sunuyorum.”
5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Çanakkale Baro Başkanı Av. Ardahan Dikme, “Avukatı yok saymak, adaleti yok saymaktır. Avukatı yok saymak bağımsız yargıyı ve hukuk düzenini yok saymaktır. Avukatı yok saymak vatandaşın hakkını yok saymaktır” şeklinde konuştu.

Çanakkale Barosu tarafından 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk sunma töreni düzenlendi.

Burada açıklamalarda bulunan Baro Başkanı Ardahan Dikme, avukatlık mesleğinin, insanlık tarihi kadar eski olduğuna dikkat çekerek, “İnsanoğlu var oldukça, dünya durdukça avukatlık mesleği ve avukatlar var olmaya devam edecektir” dedi.

Dikme, avukatları yok saymanın oluşturacağı olumsuz durumların altını çizip, “Avukatı yok saymak, adaleti yok saymaktır. Avukatı yok saymak bağımsız yargıyı ve hukuk düzenini yok saymaktır. Avukatı yok saymak vatandaşın hakkını yok saymaktır” diye konuştu.

Dikme açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Adliyeler, karakollar, duruşma salonları, avukat büroları her neresi olursa olsun, adalet arayışında olan insanlara avukatların yol gösterdiği her yer avukatların evidir. 

Avukatlar yargı sistemindeki usulü eksiklikleri tamamlamak için görevi ifa edenler değildir. Adliyede SEGBİS duruşması için avukatlar odasında gördüğün ilk kişiden ricacı olunacak ya da ertesi günkü dosyada görev ataması yapılıp ‘şu duruşmaya giriver’ denilerek yargının konu mankeni yapılacak kişiler değildir avukatlar. 

Avukatlar yapılan hukuki ve usuli işlemler insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğüne uygun olsun diye mücadele edenler, görevini ifa edenlerdir.

Avukatlar aynı hukuk fakültesinden mezun oldukları hakim arkadaşları kürsünün öbür tarafında oturduklarında ajandanın ilgili sayfasında aynı gün aynı saate 10 tane duruşma yazılıp 5 saat beklemek zorunda bırakılmalarına rağmen görev ve sorumluluklarını en etkin biçimde yürütenlerdir. 

Vahşi madencilik faaliyetlerine karşı Kazdağlarında doğayı ve yaşamı savunmaktır. Gelecek nesilleri düşünerek çam ağaçlarını zeytin ağaçlarını savunmaktır. 

Türkiye’de avukatlık Çanakkale’nin tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı zarar görmesin diye dava açan çevre derneklerinin Çanakkale halkının dava dosyasının keşfinde; jandarmaya alın bunu buradan diye talimat verenlerle mücadele ederken, Balıkesir’de, İzmir’de, Bursa’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ve Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarına rağmen Şerafettin Can Atalay’ı Silivri zindanlarına atanlara inat onun mesleki onur savaşını ve yaşamını belgesel yapıp karış karış Anadolu’yu gezen Av Kemal Aytaç olmaktır. 

Çoklu Baro sistemi gelip Baroları bölmesin diye Ankara’da günlerce eylem yapmaktır. Direnmektir savunmayı bölmesinler diye. 

İstanbul Barosuna açılan davaname ve ceza davası üzerinden diğer Barolara göz dağı vermeye çalışılırken İstanbul Barosu nezdinde bütün avukatların haklarını ve savunma mesleğinin onurunu savunmaktır. 

Türkiye’de avukatlık hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun, Baroyu ve meslek örgütünü her zaman çatı örgütü olarak görüp kendini önce avukat kimliğiyle, hukukçu kimliğiyle tanımlamaktır. 

Türkiye’de avukatlık 5 sene duruşmaya girdikten sonra konu vekalet ücretine geldiğinde Avukatlık Kanunu madde 164/5’e rağmen siz zaten karşı taraftan almıyor musunuz denilerek müvekkili tarafından hakkının yenilmesidir. 

Türkiye’de avukatlık ekonomik sıkıntıları en derinden hissettiği halde, ofis kirası sigorta pirimi ve vergileri ödeyemeyecek hale gelmiş olmasına rağmen bunu ailesine ve topluma yansıtmadan hak savunuculuğu yapmaktır. 

Türkiye’de avukatlık; sorunları olan insanların dertlerini yük edinip uykuların kaçarken, yemek yiyemezken, kesin süreleri düşünürken kendi sorunlarına çare arayıp bulamamaktır.

Daha üç ay önce meslektaşımız Av Zekeriya Polat görevi başında katledildi. 17 Nisan’da duruşmasına katılacağız. Her gün tehdit edilen, saldırıya uğrayan ve şiddetin mağduru olan avukatların bu kadar kolay hedef hale gelmesini katledilmesini oturup sorgulamanın vakti gelmedi mi? 

Avukatlık mesleğinin geleceği için yargı reformu strateji belgeleri düzenleyip mesleğimize güzellemeler yaparak, dilek ve temenni albümleri çıkararak değil; avukatların ortak sorunlarına kesin, kalıcı ve somut çözümler bularak ilerlemeliyiz. 

Türkiye’de avukatlık savunma görevini ifa ettiği için iddianamalerde örgüt şemasına yazılmaktır. SEGBİS ile tutuklu olduğu Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden Silivri Cezaevi kampüsüne bağlanarak savunma yapmaktır.

Meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan sırf avukatlık yaptığı için aylardır cezaevinde. Her zaman her yerde yüksek sesle söylüyoruz. Avukatlık faaliyeti suç değildir. 

Türkiye’de avukatlık maddi durumu kötü olan insanlara hiçbir beklenti olmadan yol göstermektir. İyilik yapmaktır. Asgari tarifeden ücret alıp, azami oranda savunma yapmaktır. 

Vicdanlı olmaktır. Ahlaklı olmaktır. Adaletli olmaktır. 

Türkiye’de avukatlık 15 yıl önce aldığı CMK ücreti üzerinden makbuz kesip 15 yıl davayı takip edip hiç yol ücreti almamak, süreyi kaçırdığı zaman da Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaktır. 

Eğer bu ülkede adalet arayışında yol almak istiyorsanız önce avukatların ekonomik ve sosyal sorunlarını çözmek zorundasınız. 

CMK ücretleri asgari ücret tarifesine eşitleneceği güne kadar bıkmadan usanmadan sesini çıkarmak itiraz etmektir.  

Türkiye’de avukatlık kadın cinayeti davasına gözlemci olarak gireceği için kendi davasına mazeret göndermek, müvekkiliyle görüşmeyi ertelemektir. Geçim derdini ikinci plana atmaktır. 

Türkiye’de avukatlık hepimiz hukuk fakültesi mezunuyuz diyenlerin kürsünün öbür tarafına geçtiklerinde ‘ben avukatla görüşmüyorum’ diyerek kapılara şifre koymasıdır. Gizlilik kararı olmayan dosyalara erişim hakkının kısıtlanması için kolluğa talimat verenlerin duruşmada cep telefonuna ve bilgisayar ekranına bakıp sanığın, katılanın, avukatın yüzüne bakmamasıdır. 

Son günlerde kolluk görevlilerinin meslektaşlarımıza yönelik olarak özellikle karakollarda dosyaya erişim hakkı, müvekkil görüşmesi gibi konularda sıkıntı yarattıklarına dair sözlü olarak ciddi manada şikayetler gelmektedir. Biz avukatlar yargının kurucu unsuruyuz. Avukatsız savunma olmaz, hukuk devleti olmaz. Herkesin bunu bilmesini isteriz. 

Türkiye’de avukatlık Filistin’de Gazze’de, İran’da dünyanın her neresinde olursa olsun bir masumun canı yandığında onun acısını en derinden yüreğinde hissetmektir. Okulları bombalayıp özgürlük getiriyoruz diyenlere inanmamaktır. Anne yaptığın yemek cennet gibi diyen İran’lı Mikail için gözyaşı dökmektir. 

Avukatlık barışın ve adaletin demokratik yollar dışında hiçbir müdahaleyle tesis edilemeyeceğine dair her hukukun her üstünlüğü söyleminde yükselen bir ses olmaktır. Darbeye ve darbecilere karşı olmaktır. Yargıyı araçsallaştırmaya çalışanlara da ses çıkarmaktır. 

Yargının yürütmeden talimat almayacağına dair var oluşsal inancın sesi olmaktır. Her koşulda ve her şartta bağımsız yargıyı savunmaktır. 

Dünyaya insanlık dersi veren, medeniyetlerin beşiğiyiz diyenlerin kendi canları yanmadığında hiç oralı olmadıkları yanlı adalet anlayışında; hak savunuculuğunun verdiği o adalet duygusuyla haksızlık kimden ve nereden gelirse din, dil, ırk, renk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin adaletin peşinden gitmektir. 

Avukatlar güçlü güçsüz zengin fakir kim olduğuna bakmaksızın nerede bir hak ihlali ve hukuksuzluk varsa ona sesini yükseltenlerdir. 

Herkesin şunu iyi bilmesini isterim ki bizler avukatlar olarak adalet mücadelelerinin en onurlu, en şerefli savaşçıları olduk ve olmaya da devam edeceğiz. 

Yerel yönetimlerde, toplumsal hayatta sivil toplum örgütlerinde her yerde vatandaşın umuduyuz, yol göstereniz. 

Issız gecede sessizce göz yaşı dökenlerin gözyaşını dindirenleriz. Cezaevinde özgürlük bekleyenlerin umuduyuz. Haksızlığa, adaletsizliğe karşı direnenleriz. 

Bugün, yaşanan bütün zorluklara, karşı karşıya kaldığımız tehdit, şiddet ve engellere rağmen vatandaşın hak arama özgürlüğünün sesi olmaktan asla vazgeçmeyen avukatların günü… 

Var olduğumuz sürece yurttaşın sesi, vatandaşın nefesi olmaya devam edeceğiz. 

"Adalet, kutup yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner."

"Devletin hazinesi adalettir."

Bizler Çanakkale Barosu avukatları olarak cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, onun ilke ve devrimlerine yürekten bağlıyız. Bizler Atatürk ilke ve devrimlerinin açtığı aydınlanma çağında toplumu ve insanlığı aydınlatan yol gösterenleriz. 

Bu vesileyle adaletin yılmaz savunucusu meslektaşlarımın, adalet arayışının isimsiz kahramanlarının 5 Nisan Avukatlar Gününü kutluyor, daha adil ve aydınlık günlere hep birlikte ışık tutmak dileğiyle, hepinize saygılarımı sunuyorum.”

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve canakkaleyorum.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.