CHP Çanakkale İl Başkanı olarak atanan Koray Akkuş’tan ilk açıklama: “Bu görevden kaçamazdım”
CHP Çanakkale İl Başkanı olarak atanan Koray Akkuş’tan ilk açıklama: “Bu görevden kaçamazdım”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından görevden alınan Levent Gürbüz’ün yerine Çanakkale İl Başkanı olarak atanan Koray Akkuş ilk açıklamasını yaptı. Akkuş, “Bugün partimizi yıpratmaya, kurumsal işleyişini durdurmaya veya Cumhuriyet Halk Partisi’nin Çanakkale’deki çalışmalarını sekteye uğratmaya dönük her türlü girişime karşı sorumluluk bilinciyle hareket edeceğiz. Ancak öncelikle bunu kavga ederek, ötekileştirerek, kişisel polemiklerle değil; parti terbiyesiyle ve örgüt disipliniyle yapacağız” dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından görevden alınan Levent Gürbüz’ün yerine Çanakkale İl Başkanı olarak atanan Koray Akkuş ilk açıklamasını yaptı. Akkuş, “Bugün partimizi yıpratmaya, kurumsal işleyişini durdurmaya veya Cumhuriyet Halk Partisi’nin Çanakkale’deki çalışmalarını sekteye uğratmaya dönük her türlü girişime karşı sorumluluk bilinciyle hareket edeceğiz. Ancak öncelikle bunu kavga ederek, ötekileştirerek, kişisel polemiklerle değil; parti terbiyesiyle ve örgüt disipliniyle yapacağız” dedi.
CHP Çanakkale İl Başkanı olarak atanan Koray Akkuş açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesidir. Cumhuriyetimizin, demokrasimizin, laikliğin, halkçılığın, sosyal adaletin ve örgütlü halk mücadelesinin en köklü siyasal kurumudur. Bu partide görev almak, yalnızca bir makamı üstlenmek değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nde görev almak; tarihe, Cumhuriyet değerlerine, örgüt hukukuna, üyelerimizin iradesine ve halkımıza karşı sorumluluk taşımaktır.
30 Haziran 2026 tarihli Merkez Yönetim Kurulu kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale İl Başkanı olarak görevlendirilmiş bulunuyorum. Bu görevlendirmeyi şahsım adına bir makam, koltuk ya da kişisel bir kazanım olarak değil; partimizin Çanakkale’deki kurumsal varlığını, örgüt bütünlüğünü, parti içi demokrasiyi ve halkla bağını güçlendirme sorumluluğu olarak görüyorum.
"GÖREVİ KABUL ETMEMİN TEMEL NEDENİ..."
Bugün bu görevi kabul etmemin temel nedeni; geçmişte yaşanan kırgınlıkları büyütmek, kimseyle hesaplaşmak ya da bir rövanş duygusuyla hareket etmek değildir. Tam tersine, geçmişte yaşananlardan ders çıkararak Cumhuriyet Halk Partisi’nde üyeye, örgüte ve sandığa dayalı demokratik anlayışın güçlenmesine katkı sunmaktır.
2024 yerel seçimleri öncesinde yaşananları, bugün ismim üzerinden yeniden gündeme getirildiği için söylüyorum. Bunu geçmiş defterleri açmak, kimseyle kişisel hesaplaşmaya girmek ya da yeni bir tartışma başlatmak için değil; kamuoyunda oluşturulmak istenen yanlış algıya karşı gerçeği ifade etmek için dile getiriyorum.
“BİZ ‘ŞU KİŞİ, BU KİŞİ ADAY OLSUN’ DEMEDİK”
2024 yerel seçimleri öncesinde memleketim Gelibolu’ya hizmet etmek amacıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nden belediye başkanlığı aday adaylığı başvurusunda bulundum. O süreçte şahsımın ve birçok partilimizin temel talebi, adayın örgüt iradesiyle, üyelerin katılımıyla, demokratik bir ön seçimle belirlenmesiydi.
Bizim o günkü itirazımız Cumhuriyet Halk Partisi’ne değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nde hedefi atanarak kendine yer belirlemek isteyenler ve iş birlikçilerinin üyeye sandık kurdurmamasınaydı. Bizim itirazımız, yönteme idi. Biz “şu kişi aday olsun, bu kişi aday olmasın” demedik. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleneğine yakışan şekilde sandığın kurulmasını, üyeye güvenilmesini ve aday kim çıkarsa çıksın bütün örgütün onun arkasında birleşmesini savunduk.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nde aday belirlemenin en meşru yolu, örgütün iradesine başvurmaktır. Çoklu adayın bulunduğu yerlerde üyeye sandık kurulması, parti içi demokrasinin gereğidir. Üyenin iradesine başvurmak, partiyi zayıflatmaz; tam tersine partiyi güçlendirir, örgütü kenetler ve adayın toplumsal meşruiyetini artırır.
“CİDDİ KIRGINLIKLARA YOL AÇMIŞTIR”
Ne yazık ki Çanakkale’de, Gelibolu’da ve Kavakköy’de aday belirleme süreçlerinde örgütün önüne sandık konulmaması, parti içi demokrasi açısından ciddi kırgınlıklara yol açmıştır. O gün üyeye sandık kurulmuş, aday belirleme süreci örgütün iradesiyle yürütülmüş olsaydı, sonuç ne olursa olsun partililerimizin vicdanı daha rahat olacak, örgüt çok daha güçlü biçimde kenetlenecekti.
Bu süreçte haklı itirazlarımız karşısında kapılar yüzümüze kapatıldı. Parti içi demokrasi talebimiz dikkate alınmadığı gibi, bu sürece itiraz eden yol arkadaşlarımız üzerinde disiplin ve ihraç baskısı oluşturuldu. Böyle bir ortamda, memleketimize hizmet etme irademizden vazgeçmemiz, haksızlığa sessiz kalmamız ve seçmenin önüne çıkma hakkımızı tamamen terk etmemiz beklenemezdi.
“O GÜN CHP’YE DEĞİL, CHP’DEKİ SANDIKSIZLIĞA KARŞI SİYASET YAPTIM”
Belediye Meclis üyesi olduğum seçimde birlikte ittifak yaptığımız İYİ Parti’den aday olma sürecim, Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı alınmış keyfi bir tavır değil; parti içi demokrasinin işletilmediği, ön seçim talebimizin yok sayıldığı ve tüm yolların kapatıldığı ağır bir haksızlık ortamında ortaya çıkan zorunlu bir demokratik yol arayışıydı. Ben o gün CHP’ye karşı değil, CHP’de sandıksızlığa karşı siyaset yaptım.
Bu geçişi zorunlu hale getiren, şahsi bir tercih değil; kişisel ikbalini ön plana alanların örgüt iradesini yok sayarak yarattıkları keyfi uygulamalardır. O dönem Çanakkale il başkanı ve Gelibolu ilçe başkanı, örgütün önüne sandık koyarak bir demokrasi şöleni yaratmak yerine, belediye başkan adaylarının genel merkezde atama yöntemiyle belirlenmesi için aktif rol aldı.
Oysa Cumhuriyet Halk Partisi geleneğine yakışan tavır; çoklu aday bulunan yerlerde üyeye güvenmek, sandığı kurmak ve çıkan sonucun arkasında tüm örgütle birlikte durmaktı.
“AYNI DURUM ÇANAKKALE İL MERKEZİNDE DE YAŞANMIŞTIR”
Bugün bazı çevrelerce şahsım “Cumhuriyet Halk Partisi’ne kaybettiren kişi” gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Oysa bir seçim sonucunu tek bir kişiye yüklemek, yaşanan siyasal süreci, örgüt içindeki kırgınlıkları, aday belirleme yöntemine ilişkin haklı itirazları ve örgüt iradesinin yok sayılmasının yarattığı sonuçları görmezden gelmektir. Nitekim aynı durum 4 Belediye Başkan Aday Adayının yarıştığı Çanakkale İl Merkezinde de yaşanmıştır. 2019 yerel seçimlerinde ön seçimle belirlenen başkan adayımız %60,73 oy alırken, 2024 atama yoluyla belirlenen başkan adayı %39,7 oy alarak Çanakkale de seçim kaybedilme riskinin yaşanmasına neden olmuştur. Gelibolu ile ilgili konuya geldiğimizde ise sayın Levent Gürbüz’ün Gelibolu’da yanlış aday tercihinde bulundukları yönünde sorumluluğu üzerine aldığı açıklaması da mevcuttur.
Seçimler bittikten sonra en büyük temennim, bu süreçten ders alınması ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde hiçbir partilinin bir daha böyle bir haksızlık duygusuyla karşı karşıya bırakılmamasıydı. Parti içi demokrasiye, örgüt iradesine ve ön seçim kültürüne verilen zararın görülmesini, bu hataların tekrar edilmemesini samimiyetle arzu ettim.
“GÜÇLÜ BİÇİMDE SÜRDÜRME SORUMLULUĞU TARAFIMA VERİLMİŞTİR”
Ancak bugün gelinen noktada, parti içi demokrasi, örgüt iradesi ve ön seçim mücadelesini daha güçlü biçimde sürdürme sorumluluğu tarafıma verilmiştir. Bu nedenle bu görevden kaçamazdım. Çünkü bu görev benim için yalnızca bir il başkanlığı görevi değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nde üyeye güvenen, sandığı esas alan ve örgüt iradesini merkeze koyan anlayışın Çanakkale’de güçlü biçimde temsil edilmesi sorumluluğudur.
Genel Başkanımızın katıldığı televizyon yayınında ifade ettiği kurultay süreci, tüzük kurultayı ve ön seçimin zorunlu hale gelmesine dönük irade, benim için önemli bir umut ışığı olmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi’nin her kademesinde ön seçimin esas hale gelmesi, üyelerin karar süreçlerine doğrudan katılması ve aday belirleme süreçlerinin şeffaf, eşit, adil ve demokratik biçimde yürütülmesi için yapılacak her düzenlemenin destekçisi olacağım.
“HİÇBİR ÜYEMİZİN KENDİSİNİ DIŞLANMIŞ HİSSETMESİNİ İSTEMİYORUZ”
Bugün bu sürecin içerisinde yer almamın en önemli nedenlerinden biri budur: Cumhuriyet Halk Partisi’nde parti içi demokrasi mücadelesini sürdürmek, ön seçimi istisna değil kural haline getirecek anlayışı desteklemek ve Çanakkale örgütünde üyeye güvenen bir siyaset kültürünü hâkim kılmak.
Önümüzdeki kurultay ve örgütsel süreçlerde temel hedefimiz; parti içinde eşitliği, adaleti, katılımı ve demokratik rekabeti sağlamaktır. Hiçbir üyemizin kendisini dışlanmış, yok sayılmış veya kapıların yüzüne kapatıldığı bir siyasal ortamda hissetmesini istemiyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi, kapıları kapatan değil; üyelerine, gençlerine, kadınlarına, emekçilerine ve halkına kapılarını sonuna kadar açan bir parti olmalıdır.
“KİMSE CHP’DEN BÜYÜK DEĞİLDİR”
Bu süreçte görevimiz, partimizin belirleyeceği kurultay ve örgüt seçimlerini parti içi eşitliği sağlayarak, demokratik meşruiyeti güçlendirerek ve örgütün tüm kesimlerine güven vererek gerçekleştirmektir. Her üyemizin eşit söz hakkına sahip olduğu, hiçbir adayın ya da partilinin dışlanmadığı, herkesin kendisini Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin onurlu bir parçası olarak gördüğü bir siyasal iklimi oluşturmak zorundayız.
Kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden büyük değildir. Makamlar, görevler ve kişisel hesaplar geçicidir; Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği, örgüt iradesi ve halkımıza karşı sorumluluğu kalıcıdır. Bu nedenle partimizin zarar görmesine, kurumsal işleyişinin engellenmesine ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin Çanakkale’deki varlığının zayıflatılmasına müsaade etmeyeceğiz.
Parti içi demokrasiye inanan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü geleneğine sahip çıkan, bu zor günlerde partisine omuz vermek isteyen tüm üyelerimizi bu mücadeleye destek olmaya davet ediyorum. Bu mücadele bir kişinin ya da bir grubun mücadelesi değildir.
Bu mücadele; üyeye güvenen, sandığı esas alan, örgüt iradesini savunan ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni halkla daha güçlü buluşturmak isteyen tüm partililerin ortak mücadelesidir.
“ASLA AYRIŞTIRICI, KIRICI VE İNTİKAMCI BİR DİL KULLANMAYACAĞIZ”
Bugün partimizi yıpratmaya, kurumsal işleyişini durdurmaya veya Cumhuriyet Halk Partisi’nin Çanakkale’deki çalışmalarını sekteye uğratmaya dönük her türlü girişime karşı sorumluluk bilinciyle hareket edeceğiz. Ancak öncelikle bunu kavga ederek, ötekileştirerek, kişisel polemiklerle değil; parti terbiyesiyle ve örgüt disipliniyle yapacağız.
Eleştiren, itiraz eden, farklı düşünen tüm partililerimizin söz hakkına saygı duyuyoruz. Ancak parti disiplinine aykırı eylem ve davranışlarla Cumhuriyet Halk Partisi’nin Çanakkale’de zarar görmesine izin vermeyeceğiz. Partimizin kurumsal kimliğini, örgüt hukukunu ve halkla bağını koruyacağız. Bunu yaparken de asla ayrıştırıcı, kırıcı ve intikamcı bir dil kullanmayacağız. Bizim siyasetimiz kavga siyaseti değil; örgütü toparlama, üyeyi dinleme, halkla buluşma ve çözüm üretme siyasetidir.
“GÖREVİMİZ CHP’Yİ ÇANAKKALE’DE HALKLA BULUŞMANIN ADRESİ YAPMAKTIR”
Buradan bütün partililerimize çağrım şudur:
Gelin, Cumhuriyet Halk Partisi’nde ön seçimi, örgüt iradesini ve üyeye güvenen siyaset anlayışını birlikte güçlendirelim. Gelin, Çanakkale’de CHP’yi iç tartışmaların değil, halkın sorunlarına çözüm üreten güçlü bir örgütlenmenin adresi yapalım.
Ben Koray Akkuş olarak; geçmişte Gelibolu ilçe yönetiminde görev yapmış, Cumhuriyet Halk Partisi’nden belediye meclis üyesi seçilmiş, 2024 yerel seçimleri sürecinde parti içi demokrasiyi ve ön seçimi savunmuş bir partili olarak bugün de aynı noktadayım. Bugün de mücadelem; partimizi daha demokratik, daha katılımcı, daha şeffaf, daha eşitlikçi ve Çanakkale halkıyla daha güçlü bağ kuran bir örgüt yapısına kavuşturmaktır.
Görevimiz; CHP’yi Çanakkale’de kavganın değil, demokrasinin; kırgınlığın değil, örgüt birliğinin; içe kapanmanın değil, halkla buluşmanın adresi yapmaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyururum.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
